18 Mayıs 2009 Pazartesi

Büyükada




Cumartesi öğle vakti karar verdik Sedo'yla geç saate, tıkalı trafiğe, yandan çarksız ada vapurunun yavaşlığına aldırmadan çıktık yola... 15.30da adadaydık. 3 saat yettide arttı herşey için 18.15 kabataş vapuruyla geri döndük..




Dünyanın hiçbiyerinde bisiklete binerken ata çarpma, at sollama, karşılıklı geliş gidiş iki faytonun arasında at dişlerine teğet kalma, yokuşta tezek kokusundan bayılma, arkandan gelen atın kişnek kornasıyla yada hımkırmasıyla kendine gelip, yol vermek gibi olağan şeyleri yaşayarak bisiklet süreceğiniz bir parkur yoktur heralde..
Bol yokuşlu dil dışarda sürdüren ama yokuş aşağıda yeldir yeldir inilen.. yorulunca sağa çekip çamların altında dinlenilen, manzarası şahane, uysal bisiklete, yayaya alışık atları ve havası şahane bir yer var mı bildiğin :)




Ahanda ada dondurması.. Külahı nefis taze kocaman krokana batırılmış fındık-fıstık parçalı, falan filanlı bol renkli kornetten, nefis dondurma çeşitleri.. ben ahududuluyu tek geçerim.. kocaman parçacıklı!


Bu arkadaşlarla vapurda beraber geldik, dinledik beğendik, etnik kendilerine özgü güzel bir tazrları vardı!
Waffle katıkları rengarenk, şeker komasına girmek için birebir valla ;)

Alttaki iki resimde adanın kokuluları :)



Ama büyükada atsız tezeksiz olmaz :) tadı çıkmaz..

26 Nisan 2009 Pazar

Topik Kurabiyeler ve Yeşil erik..nihayet..

Her sene şubattan marta geçiş esnasında aşermelerim başlıyor.. Bir sabızsızlık, bir huysuzluk.. Şu mereti tuzlayıp, tuzlayıp çatlayana kadar yemezsem geçmiyor bu hallerim.

Bundan 4 sene önce şubat ayında henüz 2 aylık hamileykende aynı aşermeyi yaşamıştım sağolsun canım kocam miniminnacık bir paket erik bulup yetiştirmişti jet hızıyla!

O sene, hamilelik bahanesiyle daha erken yemiş olmam dışında her sene aynı süreci yaşadığımdan bunu aşermeden saymalımıyız hala şüphe içerisindeyim. :)

İlk baharda çıkan ve yenilen her türlü meyve/sebzenin
içinde baharın o cıvıltılı canlandırıcı,
tazeleyici etkisi olduğunu düşünmüşümdür.
Haksızda değilmişim yeşil erikte bunlardan biri.
Uzmanlar, eriğin vücuda güç ve enerji vererek, beden ve zihin yorgunluğuna iyi geldiğini belirtti. Erik kansızlığa iyi geldiği gibi kabızlığı da gideriyor. İştah açıcı bir meyve olan erik hazmı kolaylaştırıyor. İdrar söktürücü özelliği de bulunuyor.
Vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmaya yardımcı olarak, böbrekleri dinlendiriyor. Romatizmaya da iyi geliyor.

Bizim dışımızda Can eriği böyle yeşil yeşil tüketen başka ülkede yokmuş, valla ben diyenlerin yalancısıyım. Varsa bilen çıkıp söylesin..

Geçelim yeni tarifimize, bunu çok beğendim aslında orjinal hali bilinen ölçülerde avuç içi kadar bir kurabiye.. Ama arkadaşım bunun ağızda çok dağılması hafiften leblebi tozu etkisi bırakması münasebetiyle, fındık kadar tek lokmalık yapıp yenmesinin daha uygun olduğunu söylüyor. Öylede yapıyor gördüğünüz üzere.. Gerçektende böylesi daha iyi.. Dökülmüyor saçılmıyor yaparken daha fazla zaman harcandığı bir gerçek ama doğum günü partilerinde falan çok cici duruyor ..




Malzemeler :
1 yumurta
1/2 pk. margarin/tereyağı (oda sıcaklığında)
1/2 su bardağı pudra şekeri
2 su bardağı mısır nişastası
1/2 çay bardağından un
Kabartma tozu

vanilin

Yapılışı:
Yumuşamış olan margarin veya tereyağını pudra şekeri ile iyice ezin. Üzerine diğer malzemeleri de katarak bir süre yoğurun ve hamur kıvamına getirin. ( Başta hamur kırıntı halinde olabilir, korkmadan yoğurmaya devam edin, hamur haline geliyor.) Ceviz büyüklüğünde yuvarlayarak tepsiye dizin ve ısınmış 175 C fırında üzeri çok hafif pembeleşinceye kadar pişirin. Yaklaşık 30-40 dk sürebilir.

Üzerlerine pudra şekeri serperek servis yapabilirsiniz.
Afiyet olsun.. Şirincim eline sağlık!

22 Nisan 2009 Çarşamba

Portakallı - Limonlu Kek

Bu kek doğum günü çocuğu Bora içiiin.

Metin'in senin için yaptığı müzik kadar orjinal olmadı hayıflandım biraz, fakat düşünüyorumda, ya bu keki Metin şarkıyıda ben yapsaydım :))

Nice yıllara hep beraber canım arkadaşım.


"hımm neymiş bu" diyenler için;

malzemeler :
3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 ad. portakal kabuğu rendesi
1 ad. limon kabuğu rendesi
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 pk. vanilya
1 pk. kabartma tozu
aldığı kadar un

Yumurta ve şekeri iyice eriyene kadar çırpıyorum. Sütü ve yağı ekliyorum. Un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyip ekliyorum. (Arzu eden birazda tarçın ekleyebilir) Portakal ve limon kabuklarınıda ekledikten sonra kek kalıbını yağlayıp (kekin kolay ayrılması için) unluyorum.
175 derece fırında kabarıp kürdan yöntemiyle kontrol ederek pişiyorum.

Bu son yaptığımın üstüne fırına atmadan önce kabuklarını rendelediğim portakalı ince, yuvarlak dilimler halinde kesip kekimin üstüne ekledim. Keşke daha çok dilim koysaymışım diyorum pişip kabarınca seyrek durdu.

Hem görüntüsü hemde tadı süper oluyor tavsiye ederim ;)
Afiyet olsuun..

04 Nisan 2009 Cumartesi

Şipşak pasta



Aniden parti yapmaya karar verdik ve pasta lazımdı..
Ama hazır pastane pastalarıyla ilgili düşüncelerimi daha önce paylaşmıştım hiç hazzetmem! Hemen
kakaolu bir pasta taban,
1 ad.muzlu krem ole,
2 ad. muz, 1 pak.
krem şanti ve biraz gıda boyasıyla
şipşak pasta oluşturdum. Çocukların ikindi kahvaltısına pastamız hazır ve nazırdı!!


Pastayla fullenen enerjimizide oyun salonunda harcadık :)
Şipşak pastamızı şipşak partiler için en favori pastam olarak günceme ekliyorummm ;)

26 Şubat 2009 Perşembe

Doğum günü sepeti!




Bu sepette küçük hanımefendi Ahsen için..


Mutlu yıllar Ahsen zuzusu!!!






Şeker hamurlu Nişan kurabiyesi

Bu kalpler Mediha&Arif'in nişan bohçası için.

Dilerim mutlulukları bir ömür boyu sürer..



kreş kurabiyeleri


Bunlarda Karınca Çocuk Yuvası için :)









bir SüRü kuzucuk!

Mutlu yıllar Ömer Kerem..

BEnim oğlum kuzucukları yemeye kıyamadı doğum günü çocukları nasıl yiyecekler merak ediyorum :))








09 Şubat 2009 Pazartesi

süpriz doğum günüm



Hayatımdaki en büyük süpriz doğum gününü geçtiğimiz cumartesi yaşadım.
Çok şaşırdım, çok sevindim, çok büyük moral oldu bana,
aradan kaç gün geçmesine rağmen hala yüzüm resimdeki gibi :D
Elimde tuttuğum pasta, masadaki birçok meze arkadaşım Sebo'dan.
Şaşkınlığımdan çok fazla resim çekememişim
ama özellikle gözüme batan çok beğendiğim bir kaç mamayı ekliyorum,
tariflerini sebodan, resimleri benden..
Pastamı kendi gibi maviş yapmış. Bu benim ilk şeker hamurlu doğum günü pastam.
Ben bu şeker hamurunda fazla becerikli değilim ama en kısa zamanda denemek istiyorum.
Emeği geçen canım arkadaşlarıma çook teşekkürler... Sizi seviyorum.. :))






Minik tartoletler, çok lezizdi ve çok şık görünüyorlardı!



Bu da bulgur köftesi ( tarifi burda! ) daha önce diğer bloglardan görmüştüm ama ne yedim ne de yaptım kısmet doğum günümeymiş. Eline sağlık Sebo'cumm

04 Şubat 2009 Çarşamba

ortaya karışık!


Makinem halaa! gelmedi.
Bir gün gelecek elbet..
Hafta sonu kardeşimin sözlüsünü
ve ailesini ağırladık.
Orta büyüklükte bir hanımlar toplantısıydı.
Masanın genel görüntüsünü ve bazı mamaları çektim.
Masadakileri biz hazırladık, Aynur donattı :)


Erman teyzemden elmalı kurabiye
(bunun tarifi yokmuş bende, en kısa zamanda yazayım)


Teyzemin patates salatası

Annemden kıymalı nokul

Fatoş teyzemden de bir patates salatası




Annemden üzümlü-cevizli nokul


Benden de mercimek köftesi

ve ıslak kek

Kekin sıvı hamurundan 1 bardak ayrılarak, daha sonra keke dökülerek hazırlanan sostan hiç hazzetmediğim için, ıslak kek yapmak, benim pek aklıma gelmez. Ama bunun sosunu ayrı yaptım ve daha sonra sıcak sıcak üstüne döktüm.

Hatta sos fazlamı oldu acaba diye bir kısmınıda dökmedim ama,
siz hepsini dökün kek içine çekiyor.
Tarifini veriyorum hemen..


Malzemeler:
3 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
4/3 su bardağı sıvı yağ
1,5 su bardağı süt
3 yemek kaşığı kakao
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya




Sosu için:

1/2 su bardağı toz şeker
2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı damla çikolata
1 yemek kaşığı kakao

Yapılışı;
Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Sonra sıvı yağı, sütü ekleyin. Mikserle çırpmaya devam edin. Kakao, un, k.tozu ve vanilyayı ekleyin. Kek hamurunu yağlanmış tepsiye dökün. (Ben 24 cm çapında yuvarlak tepsi kullandım. ) 170 - 180 derecede, önceden ısıtılmış fırında pişirin.

Sos için hazırladığınız malzemeleri küçük bir tencerede 1 taşım kaynatın ve fırından çıkan hafif ılıK haldeki kekin üzerine, dökün. Karışımı daha iyi çekmesi için dökmeden önce çatalla bir kaç yerinden keki delin. Üstüne hindistan cevizi serpiştirin. Afiyet olsun..

25 Ocak 2009 Pazar

zorunlu izin!!

Dostlar!
2008 bitti 2009 a girdik ocak ayı bitmek üzere, ama ben hala bir şey yaz(a)madım. Çünkü makinam uzun zamandır verdiği çöküş sinyallerini yeni yılla beraber hayata geçirdi. Yedekte beklettigim tüm tarif resimlerimle beraber koşarak gözden kayboldu, şu anda kendisine ulaşamıyoruz.. Sordum soruşturdum, nihayet buldum ve tedaviye yolladım! Ama ne zaman geri gelir bilmiyorum. Zira formatlıycak, bakım yapçak usta tanıdık.. Dost işi yani! uzun sürer nihayetinde..
Laptopla çalışmayıda sevmiyorum, o yüzden blogumu raporlu, kendimide zorunlu izinli sayıyorum.. geçici bir süre için..

09 Aralık 2008 Salı

ev baklavası

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!






Blog sahibi olmak insana belli bir sorumluluk getiriyor. Kimse izlemese bakmasa bile aranızda bir bağ oluşuyor sana muhtaç sanal bir çocukmuş gibi demeyeyimde.. sanki küçük yavru bir köpecik gibi yemeğini suyunu, tuvalet saatini ihmal edersen, mutsuz kısık kısık inleyiverecekmiş gibi hissediyorum.
Bakmasamda içimden öyle kısık kısık inliyor arada.
Geçen ayı tamamen boş geçirip hiç bir tarif eklememek, yine bende böyle bi hisle, sıkıntı yarattı. Sanki çocuğuna özen göstermemiş anne psikolojisi ve iç huzursuzluğu içerisine girdim..
Birşeyler yapıp kendimi affettirmem lazımdı. Bi kaç jan janlı etiket, bol bol videoyla desteklenmiş yepiz yeni
ya da yapması alengirli bazı tariflerle dinamik bir imaj çalışmasıyla
durumu kurtarabilirim diye düşündüm.
İşte bu yüzden videolu tariflerle, yapılması zahmetli hamur işlerini,
usta ellerden (yani annemden) çekip yayınlama projemi hayata geçirdim.
Videoların kısa ve akıcı olması bakımından annemi başrole oturtup baklavayı ona yaptırdım. Bu gayet mantıklı bir fikirdi çünkü hamurla dans eden annem yerine hamurla boğuşup duran beni çekmek uzun metraj komedi filminden farksız olurdu.
Herkes bildiği işi yapsın dedim baklavayı ona yaptırdım bende resimledim ve getir götür işleriyle uğraşıp mutfakta çıraklık yaptım.
Videolu tariflerle amacım anlatılması zor olan tarifleri görselle destekleyerek daha iyi anlaşılmasını sağlamak.. Görsel hafıza güçlüdür, unutmaz!
İlk tarifte eksik gedikler var.
Düzenlemeyi yaparken tek tek gözüme çarptı..
tüh bee!! dediğim yerler var, aşağıda açıkça yazdımda,
ama daha sonrakilerde daha iyi işler çıkartmaya çalışacağım..






malzemeler:( yufka hamuru için)


3 yumurta

1 çay bardağı süt

1 çay bardağı yoğurt

1 çay bardağı katı yağ (yarı yarıya eritilmiş halde)

1/2 çay kaşığı karbonat

1 fiske tuz


içine: 1/2 kg. ceviz içi (ya da şan fıstığı)
yufka katmanları arasına: 1/2 kg. elenmiş nişasta




şerbeti için;

1 lt suya

1 kg. 350 gr şeker




Baklavanın hamuru için verilen malzemeler, büyükçe bir teknede iyice karıştırılıp, kulak memesi kıvamında yoğurulur. ve hamur bir saat dinlenmeye bırakılır.




Daha sonra 30 adet mandalina büyüklüğünde bezeye ayrılır. 30 adet bezeyide 10arlı gruplar haline 3e ayrılır. Neden? Çünkü; Baklavamız 10lu gruplardan 3 kat olacak (ve aralarına 2 kat ceviz serpiştirilecek onun içünn)

video

Bu mandalina büyüklüğündeki bezeler birer birer üstüne altına un serpiştirerek merdane yardımıyla yukarıdaki videodaki gibi büyütülür. Ve aralarına nişasta koyularak 10lu katlar halinde (alttaki resimdeki gibi) daha sonra açılmak üzere temiz bir bezin içine konup kurumaması için üstü kapatılır.


( sağda)elenmiş nişasta ve (solda) bezin içinde bekleşen açılmış bezeler
önemli bi not : bu beze katmanının ara katlarınıa nişastayı bularken, allataki videodaki gibi rahat açabilmek için, merdaneyle temas eden taban ve tavan kısımlarının nişastaya bulanmamasına dikkat ediyoruz.

video
10lu hamur katmanı altlı üstü çevirilerek yuvarlak bir şekilde merdane yardımıyla büyütülür. Aralardaki nişasta katmanları sayesinde 10 adet yufkamız aynı anda ve eşit oranda çarçabuk ince baklavalık yufka haline dönüşür.

video
10lu hamur katmanı merdaneyle iyice büyütülür, yağlanmış fırın tepsisini ölçü olarak kullanarak fazlalıklar kesilir.

video
Yağlanmış fırın tepsisine ilk 10lu yufka grubunu güzelce yerleştirip üstüne ceviz serpiştirilir. ( Cevizi azda koymayın çokta boğmayın kararında olsun..)
(Anne bu ilk kat biraz büyükmü olmuş ne? :D )

video
Sonra ikinci 10 katlı yufka grubu ve yine ceviz serpiştirilir.

video
3. grup yufka grubuda tepsiye yerleştirildikten sonra baklava dilimlenir. Üstüne kızdırılmış tereyağı eşit oranda gezdirilerek, baklavaya yedirilir. ( kızgın yağ gezdirme kısmını çekmeyi unutmuşum, pardon :/ )

video
250 dereecelik fırında her yeri eşit oranda kızartılarak fırından alınıp, şerbet dökümü için tepsi soğumaya bırakılır. Daha sonra yukarıdaki ölçülerde harlı ateşte karıştırılarak hazırlanmış şerbet kepçeyle tepsinin heryerine eşit oranda dökülerek baklavanın şerbeti çekmesi sağlanır ve en üstteki resim kıvamında süper bayramlık bir tatlı haline dönüştürülür.
önemli not; baklava şerbeti iyice çekmeden ucundan azıcık tadına bakılması tavsiye olunmaz. Çünkü; ortaya çıkan boşlukta şerbetin eşit oranda dağılmasını engelleyici fizik kuralları hasıl olmakta ve baklavanın istenilen kaliteye gelmesi imkansızlaşmakta ve neticesinde bunca emek biraz güme gitmektedir. Tecrübeyle sabit bir uyarıdır, dikkate alınız!
Annem Eminem, hünerli ellerin ve müşvik ve disiplinli çalışmanla çekimlere katkıda bulunduğun için, emeğine, eline, koluna sağlık annemm teşekkür ederim. (yanlız annemin Türkan Şoray kanunlarına benzer katı kanunları var, dirsekten yukarısını çekmeme izin vermedi :P )
ve kardeşim Arif, tıkandığım yerlerde hızır gibi yetişip Arife tarif gerekmez atasözünün hakkını verdiğin videoları istenilen kıvamlara getirip yüklememe yardımcı olduğun ve blogumla sorumlu bir ebeveyn edasıyla ilgilenip, güncellediğin için..teşekkürler.. :))

31 Ekim 2008 Cuma

bebek karnıyarıklar

Geçen haftadan beri çok üzüntülüydüm onca emek ve de yemek nasıl ya? nasıl yani ?
Sadece benimki değil müdavimi olduğum çoğu blogu öyle kapalı görünce içim sızladı.. Sanki sokaklar boşalmış, in cin top oynuyo, böyle ortalıkta dikenli toplar uçuşuyoo :D falan.. fena oldum.. çık..çık..çık

Dün bi baktım bloglar şartlı tahliyeyle salıverilmiş. Allaaaahh :))) Sokaktan geçenleri çevirip halay çekesim at, deve falan kesesim geldi.

Allah razı olsun mu desek bi daha olmasın mı? bilemiyorum..
Yasağın kalkmayacağını düşünerek blogcudan yeni blog bile oluşturmuştum, gerçi kendimi mülteci gibi hissetmeme neden oldu.
Blogun içinde öyle bakındım durdum.. bi türlü tarif ekleyemedim.
Zaten eklemeye çalışsamda beceremedim ne nerde?
bu blogcu karışıkmış biraz hımm..
ama ben bulana kadar blogum açılmıştı bile.. :D
Gözümüz aydın olsun bakalım..





Tamam neyyse, nerde kalmıştık.. bebek karnıyarıklar ama gerçekten bebek yaa.. Resimdeki çay kaşığı orantıyı siz kurun artık!

Kütür kütür, minnacık. Bi kaşığa üç beş tanesi rahat sığar o derece. ( mantı hesabı)

Ve ben hunharca yardım onları çay kaşığıyla içlerini doldurdum. Koca bir torba minik patlıcandan bir tepsi karnıyarık çıktı.

Ama ben artık normal patlıcanlarla karnıyarık yapamamkii.. Bunlar çok nefis oldular.. Vallahii..


Şimdi tarifi versem nasıl vericem gerçi düşünüyorum çünkü benim yaptığım harcın yarısı arttı. ee patlıcanlarıda tartıp almadık bahçe mahsülüydü.

hımm nasıl yapsakki!?

Artık göz kararı anlatıyorum mesuliyet kabul edemiycem, baştan söyledim bak! (Artan içi benim gibi buzluğa atın).



malzemeler:

1 kg minik patlıcan diyelim

250 gr. kıyma

1 büyük boy soğan

1 sivri biber

2 olgun domates

tuz, k.biber

sıvı yağ


Patlıcanları alacalı soyup bıçakla karınlarını yararak, tavada kısık ateşte az yağla, yumuşayana kadar (arada döndürerek) kızartıyoruz.

Fırın tepsisine asker gibi dirsek teması diziyoruz.

Domatesi, biberi,sarımsakları ve soğanı minik minik doğruyoruz patlıcanlara yakışacak kadar minik olsunlar. ;)
İç harc için tencereye biraz sıvıyağa, sırasıyla önce kıymayı atıp arkasından doğranmış soğan, biber ve en son domatesle sarımsakları atıp, çok kuru görünüyorsa az da su ekleyip, hafif pişiriyoruz.
Sonra yarık karınlı palıcanların içine itinayla dolduruyoruz. 200 derece fırına sürüyoruz. yumuşak fakat dağılmayacak kıvama gelince çıkartıp sıcak servis yapıyoruz. Afiyet olsun..

22 Ekim 2008 Çarşamba

balkabaklı bisküvi tatlısı

Balkabağı çok faydalı bir besindir. Çok iyi bir potasyum kaynağıdır, yanii gece kramplarını önemli ölçüde hafifletir. Sigara içenlere bol bol öneriyorum, akciğeri temizlemede birebirdir. Tüm turuncu besinler gibi beto-karoten deposudur, cildinize hoş bir renk verir.

Ben çok severim, yapmasıda kolaydır. Eşimde seviyor ama oğlum malesef "iğreeenç" diyip köşe bucak kaçıyor, bir türlü alıştıramadım. :/ Bu tatlıyı onun için yaptım. Bisküvi koyarsam ve püre haline getirirsem sever diye düşündüm. Uydurdum birşeyler.

Ama tarifi bloguma eklerkende netten baktım,

her zamanki gibi amerikayı yeniden keşfetmişim. Yığınla bisküvili balkabağı tarifi var. :))

Kardeşim kendim bulmuş gibi uğraştım mı ? Uğraştım! Varsın tarifi öceden keşfedilmiş olsun.. Bunuda uydur kaydır yemeklerime ekliyorumm :P

Çok kolay hoş bir tatlı.

Yapmayan varsa tavsiye ederim, misafir karşısına rahatlıkla çıkartılır. ;)

Şimdi aklıma geldi annanemin balkabaklı bi böreği vardı sacta yapardı.. Nasıl güzel birşey anlatamma. Anneme sorayım ben bu yahu, belki yapar elektrikli bi sac ayarlarsam..




malzemeler:
1 kg balkabağı
2 su bardağı şeker ( benim aldığım kabak nerdeyse kendi şekeri yetecek kadar tatlıydı. Bal kabağı satın alırken koyu turuncu olanları tercih edin.)
1 su bardağı ceviz
1 paket bisküvi
1 kase süt (bisküvileri ıslatmak için)

Soyulmuş doğranmış kabakları bir gece önceden üstüne şeker dökerek sabaha kadar bekletin. Ertesi gün kabaklar şekeri çekmiş ve su salmış olacak. Yumuşayıp suyunu çekene kadar (çok kurutmadan) orta-kısık arası ateşte pişirin. Sonra rondodan geçirip püre haline getirin. İçine dövülmüş ceviz içi serpiştirin. Borcama streç film serin ve bir sıra püre bir sıra sütle ıslatılmış bisküvi dizerek katları oluşturun. Ben yan yan dizdim biraz zor oldu ama kesince hoş görünüyor.. Terichen 4-5 saat buzdolabında bu halde kalsın. Servis öncesi yarım saatte buzluğa atın (daha rahat kesilir bozulmaz) Sonrada steçten çıkartıp servis tabağına alın. Üstünüde cevizle süsleyin. Afiyet olsun..





anne: Güzelmiş di mii ??
Bulut : eveet beğendimm
Bu alttakiler ne diyosunuzdur. Bunları Bulut'un ben tatlıyı çekime hazırlarken, sinsice makineyi ele geçirip kendi odasında kendince önemli olan şeyleri çekmiş,
ama benim gibi yakın plan detay alarak falan çekmiş. :)
Fazla gözlem yapmış besbelli.
Kendi oğlum çekmiş diye söylemiyorum,
çook beğendim paylaşmak istedim..
Ben mutfaktayken bikaç poz da beni çekmiş aman allahım feci görünüyorum o yüzden onları koymuyorum :)


08 Ekim 2008 Çarşamba

domates reçeli

domatiiis reçeli




İlk defa kendilerine, geçen sene bloglar arası gezerken rastladım. Şahane rengi, görüntüsü, yapımındaki meşakat ve incelikle son derece orjinal bir tat doğrusu.


Bu reçelin yapımında kullanılan domatesler ( halk arasında, ziraatte falan tukaş domatesi diye satılıyor.) Acemi aşçı da italyan domatesi olarak bahsetmiş.
Mutlaka görmüşsünüzdür pazarda, manavda
sert yapılı, kalın kabuklu bir domates çeşidi.


Arkadaşım Şiro kii reçelci bacıdır kendisi memlekette

ne kadderr egzantirik reçel varsa denemiş ve de başarılı olmuş bir arkadaşım :) bunuda denemiş ve oldurmuş..

O kadarda güzel olmuş ki anlatamam.

Kendine has harika bir tadı var.

Öyleki

özel zamanlarda günlerde misafirlere, kahvenin yanında ikram edilebilecek naif bir tat!

Ben çok pişmanım bu domatesin zamanı alıpta yapmadığım için :/ Seneye kesinlikle beraber yapıcaz. ;)




Yaptığı öğrendiğimden beridir, fotograflayıp bloguma koymak istiyordum.

Bir türlü gidipte çekemedim.

Artık Şirin geçen gün "git evinde çek bari yoksa bitecek!" diyerek, son kalan yarım kavanoz reçeli çantama paket yapınca bu gün çektim bloga yetiştirdim..:)

Normalde reçel fotografı çekmeyi sevmiyorum, çünkü benim uyduruk makinayla hangi ışıkta çekersem çekeyim reçeller parlama yapıyor, ama bunlar çok fotojenikti, çekmeye doyamadım.




Ellerine sağlık Şirin'ciğim. Diğer reçellerinide çekime bekliyorum :)))Bu arada ben yine fotograf makinemin tarih ayarını düzeltmeyi unuttum aldırmayın siz tarihe bunlar yenicek çekildi, yoksa böyle bişeyi bloguma koymak için, 1 sene bekletmek haksızlık olur değil mi? ;)


Geçelim tarife.. Gerçi tarifi alsanızda yapmak için temmuz-ağustos zamanını beklemeniz gerekecek çünkü bu tukaş domateslerinin zamanı bu aylar. Belki çok büyük marketlerde bulunabilir tam bilemiyorum.


Tarifi acemi aşçıdan almış işte burada. Fakat Şirin ölçüleri yarıya indirerek yapmış. İlk denemede eliniz alışana kadar yarım ölçü yapmakta fayda var zaten. Oldukça zahmetli bir reçel. Ama tadını alınca bir dahaki sefere ölçü iki katına çıkacaktır eminim.. :)

Malzemeler:
20 adet domates
20 adet taze badem
4 su bardağı şeker
2 su bardağı su
1 tatlı kaşığı limon tuzu
Dilerseniz yarım çay kaşığı vanilya

Yapılışı
Bademleri bir gece önceden suya koyun. Ertesi gün kabuklarını soyun.
Domatesleri yıkadıktan sonra kabuklarını özenle soyun,
Soyulmuş domatesleri, sönmemiş kireç kaymağında 2 saat kadar bekletin.
İyice sertleşen domatesleri kireç suyundan çıkartıp bol suyla 2-3 kez yıkayın.
Domatesleri avucunuzla sıkıca kavrayarak alt! kısımlarından delin.
Yine avucunuzla kavrayarak, yavaş yavaş sıkıp, içindeki tüm suyu çıkartın. (Bu işlemi çok dikkatli yapmalısınız, domates patlamamalı, suyu sadece deldiğiniz delikten boşalmalı)
Suyu sıkılmış domateslerin içerisine soyulmuş bademlerden birer adet yerleştirin. Domatesleri yeniden avucunuzla sıkıştırın
Şeker ve suyu yarım saat kaynatın. Sürenin sonunda domatesleri içine atın.
30-45 dakika civarında pişirin. Pişmeye yakın limon tuzunu atın.
Şerbeti tabağa damlatma yöntemiyle pişmeyi kontrol edin.
Reçelleri çok dikkatle kavanozlara boşaltın. Afiyet olsun.


Not:
Domatesleri soyarken delmemeye özen gösterin. Domateslerin bütün halde kalması çok önemli.
Aynı şekilde suyunu sıkarken de çok dikkatli ve yavaş olmalısınız. Sadece deldiğiniz delikten içindeki bütün suyu çıkartmaya çalışmalısınız. ( İlk kez deneyecekler için zahmetli ve sıkıcı olabilir.)
Suyu kaldığı müddetçe hem tadı farklılaşıyor, hem de reçelin rengi koyulaşıyormuş. O yüzden mümkün olduğunca içini boşaltmaya çalışın.



Kireç kaymağının yapılışı:

-2 avuç kadar kirecin üzerine 3 lt. su koyuyor karıştırıyoruz. 3-4 saat sonra kireç dibe çöküyor.-Üstte biriken duru su kireç kaymağı oluyor. Ben bu ilk suyu döküyorum.-Aynı işlemi tekrar yapıyoruz. Hazırladığımız meyvelerin üzerine geçecek kadar bu suyu koyuyor, 1/2 ile 1 saat arası bu suda bekletiyoruz. Çok bekletirsek meyveler sertleşiyor.


kireç kaymağının tarifi bu blogtan


18 Eylül 2008 Perşembe

kadınbudu köfte, taşındık!!




Bir süredir anneme daha yakın daha çok güneş alan, yeni bir ev arıyordum. Ramazan içinde bir ev beğendik ve hemen taşınmaya karar verdik. Ramazanın ikinci haftasından beridir toparlanma, taşınma ve yerleştirme işleriyle uğraştım. Orucumu tutuyorum ama o koşuşturmacadan dolayı ramazan nasıl geçti birşey anlamadım desem yeridir. :/

Çok şükür artık yeni evimdeyim.. Telefonla adsl nakillerinide gerçekleştirdim.

Artık rahat rahat ihmal ettiğim bloguma bakabilirim. :))




Hemen sıcağı sıcağına geçen akşamki iftar menüsünden kadınbudu köfte tarifi..




malzemeler :

500 gr. kıyma
1 küçük çay bardağı pirinç
1 büyük soğan
3 yumurta
1/2 su bardağı un
1 su bardağı sıvıyağ
k.biber, tuz

Bir kaşık yağda, ince kıyım soğanı ve kıymanın yarısını kavurup, soğumaya bırakın. Haşlanmış pirinç, kalan çiğ kıyma ve baharatını ekleyip iyice yoğurun. Bu harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp köfteler yapın.

(Kadınbudu köftenin kendine has büyükçene, silindirik şeklini verin. ;)

2 yumurtayı çırpın köfteleri önce heryerini una, sonra yumurtaya bulayın ve kızartın. Afiyet olsun..




05 Eylül 2008 Cuma

Püre soslu mücver

Benim uyduruk yemeklerimden biridir bu püreli mücver. Yapılışı çok basit! Patates dışında sebze yemek istemeyen çocuklar için, biçilmiş kaftan.

Yani en azından benim oğlum severek yiyor..

Mücver için malzemeler:

4 ortaboy kabak
3-4 dal dereotu
5-6 dal taze soğan
3-4 çorba kaşığı un
1 yumurta
1 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar/beyaz peynir
sıvı yağ
tuz, karabiber

Kabakları temizleyip, rendeleyip fazla suyunu sıkın. Bir kapta yumurtayla kabakları, kıyılmış dereotunu ve taze soğanları karıştırın. Unu, peyniri, tuz ve karabiberi ekleyin. Düzgün bir karışım elde edinceye kadar karıştırın. Kızartmak için sıvı yağı tavada kızdırıp, kabaklı karışımdan kaşık kaşık alarak ilave edin. İki tarafı da kızarınca kâğıt havlu üzerine alıp fazla yağını çektirin.

Püre sos malzemeler:

4-5 ad. orta boy patates

1 yemek kaşığı tereyağ

100 gr. rendelenmiş kaşar peyniri

tuz, k.biber

Patateslerin kabuğunu soyup, küp küp doğruyorum. Orta boy bir tencerede üstüne 2 parmak çıkacak kadar su ve 1 çorba kaşığı tuz ekleyip haşlıyorum. Patatesler pişince, içindeki suyla beraber rondoya atıp, üstüne tere yağ ve kaşar ekliyorum hepsini iyice çırpıyorum. Boza kıvamında bir püre elde ederek, mücverin üstüne döküyorum.

(Püreye süt eklemiyorum ama yinede bir yiyen bir daha alıyor, siz de deneyin derim ;)


04 Eylül 2008 Perşembe

Yıldız Parkı ve esmer şekerli kurabiyeler


Hayırlı Ramazanlar! :)
Annemin tarifini portakal ağacından aldığı, damla çikolatalı kurabiyesi.. Çok güzel bir tarif deneyin derim.. Nerdeyse kurabiyelerin yarısını ben yedim :)
Genelde annem kendince gereksiz gördüğü ya da evde olmayan malzemeleri tariften çıkarır.
Bundada öyle yaptı espressoyla, tuzu tariften çıkarttı.
Ama tarifin orjinalini isterseniz burada


malzemeler:
1/2 su bardağı tereyağı (125gr)
1 su bardağı kahverengi şeker
3 yemek kaşığı toz şeker
1 yumurta
1 paket vanilin
1+3/4 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı sütlü damla çikolata (biz bitter koyduk)
not: su bardağı normalden büyük olmalı
hazırlanması:
fırını 150C'ye getirin. tereyağını ve şekerleri krema kıvamına gelene kadar karıştırın. (yaklaşık 30 saniye)
yumurtayı ve vanilyayı ekleyip 30 saniye daha karıştırın.
bir kapta unu, kabartma tozunu ve tuzu karıştırın. bunu yağa ekleyip düşük hızda 15 saniye karıştırın.
espressoyu ve çikolataları ekleyip tahta bir kaşıkla karıştırın. (hamurunuz normal kurabiye hamurundan farklı olarak elinize yapışan bir kıvamda olacak)
fırın tepsisini yağlayın. hamurdan bir kaşık alıp tepsiye koyun. hamurun üzerini kaşığın arkası ile düzleyin. 20-25 dakika pişirin.




Yıldız parkında güzel bir pazar günü, ağaçlar, çiçekler, göldeki ördekler.. ve bi sürü sokak köpeği (Sülalecek orda yaşıyolar sanırım birbirinin kopyası belki 50 tane köpek vardı parkta. Neyseki uysal kendi halinde köpecikler) hepsine bayıldı Bulut. Ama en çok parkın sağ tarafında bi tepenin arkasına saklanmış bu itfaiye merkezini görünce delirdi :) Onlara bu kadar yakın olabilmek Bulut için inanılmaz bişey.. :)



Önünde resim çekildiğimiz araç sanırım miyadını doldurmuş, emekliye ayrılmış, böyle bizim gibilerle poz versin diye bir köşeye konuşlandırılmış.

Gölleri genelde korkutucu buluyorum. Dibindeki yosun tabakası ve düşme ihtimali, diken diken olmama sebep olsa da uzaktan manzarası hoş oluyor.

23 Ağustos 2008 Cumartesi

zeytinli poğaça



Malzemeler:
1 su bardağı su,
1 su bardağı süt,
2/3 su bardağı zeytinyağı,
2 çay kaşığı tuz,
1 yemek kaşığı toz şeker,
1 pk. yaş maya,
aldığı kadar un

Yapılışı:
Mayayı ılık sütle karıştırıp elinizle eziyorsunuz. Sonra diğer malzemeleri ekleyip, yoğurup mayalanmaya bırakıyorsunuz. Yaklaşık 1 saat mayalanıp iki katına yükselince ceviz büyüklüğünde toplar kopararak içine zeytin ezmesinden 1 çay kaşığı koyup fazla oynamadan! açık uçlarını birleştirip kapatıp, düzgün bir şekil veriyorsunuz. Annem hamuru fazla mıncıklarsam "hepçükleme fazla!" diye müdahale eder. :) Hepçüğün manası bu oluyor işte hamuru gereksiz mıncırırsan mayalı hamur olduğu için pişerken kabarmazmış. Ama bende az hepçükleyerek bu içine ezme halinde zeytini taşırmadan koyamıyorum. Koyarsamda yamuk yumuk oluyor ve yinede fazla kabarmıyor. (Mayalı işler hiç bana göre değil.)
Poğaçanın içine biberli zeytin ezmesi kullandık, hafiif acımsı bir tat verdi ama güzeldi. (Acı sevenler denesin.)
Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizip, yumurta sarısı sürüyorsunuz.
Üzerine susam ve çörek otu serpeliyorsunuz. 200 derecede üstü kızarıp, pofuduk görüntüyü elde edince, poğaçaları çıkarıyorsunuz. Afiyet olsun!

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Aynur'un keki


MERHABA,

Uzun zaman giremedim özür diliyorum bunun için. Ama hala bir fotograf makinem yok ve sıcaklardan pek de fazla yemek yapasım yok hafif geçiştiriyoruz arada blogluk şeyler yapıyorum ama fotograflayamıyorum :(

Bu hafta annemin ve Aynur'un tarifleriyle idare edicem :))

Hoş şeyler döktürmüşler ilki Aynur'un deniz sefası keki :) Bacım benim üşenmemiş plaja gidicez diye kek yapmış.. Çok güzel bol çikolatalı (başka türlüsünü bilmez zaten;)) cevizli kek döktürmüş ama biraz uydurmuş. "Ablacım nasıl yaptın? çok güzel olmuş" dedim tarifi verdi meğer benim blogtan almış "ama biraz farklı yaptım" dedi :) tarifi msnden verdi aynen copy-paste yapıp koyuyorum.. Deniz kenarında iyi geldi vallahi..eline sağlık canım benim..





malzemeler:
4 yumurta
1 su bardaa şeker
200 gr. bitter cikolata
1 su bardaı un
150 gr. margarin (ama ben 125 gr koydum eritilmiş diodu ama bn eritmedim)
1 tutam tuz
1/2 su bardaı ceviz
1 ymk kaşıgı kakao
1 pk. kabartma tozu
3 ymk kaşıgı yogurt


*yumurta sarılarını beyazlarını ayırıp, yumurta sarılarını seker ile birlikte iyice beyazlaşana kadar çırptım
*diger bir kapta margarini eritin (ben eritmedim) cikolatayıda atıp iyice karıştırın
*kek hamuruna elenmiş un, kabartma tozunu, cevizi, kakaoyu, yogurdu ekleyin ve cırpın
önceden ısıtılmş 160 derce fırında 40-45 dk afiet olsn..

Aynur'dan not:
Tuz koymayı unutmusum simdi farkettim.. birde yumurta aklarını çöpe attım.
Aslında bu kek tarifini yine bu ablamın blogundan aldım, fakat o kekin tadınıda biliorum benim yaptıgım kekle alakasızdı :) malzemeler arasında baya bi fark oldu :) Yumurta aklarını koymadım (çünkü bi öncekine koymuştum çok iğrenç olmuştu) cok koyu oldu yag koydum, cok sıvı oldu un koydum. Ortayı buldum.. ;)


Ayşegülden not: Yani blogumdan almış tarifi ama bambaşka bir kek çıkartmış ortaya helal olsun bacıma!! tarifini aldığı kek Pelin'in asi keki..